Pop Art’ın Tarihine Yolculuk

Pop Art’ın Tarihine Yolculuk

Rengarenk Marilyn Monroe yüzleri, üst üste dizilmiş Coca Cola şişeleri ve tabii ki Andy Warhol… 1950’lerde hayatımıza giren Pop Art, hala popülaritesini sürdürüyor ve günlük yaşamda da sık sık karşımıza çıkıyor. İşte doğumu ve ikonlaşmış eserleriyle Pop Art’ın gelişimi… Malzemesini gündelik nesnelerden alan, hayatı bir anlamda hammadde gibi işleyen Pop Art sanatı, adı üstünde popüler olanın sanata dönüşmesini ifade ediyor. Pop Art denildiğinde birçoğumuzun aklına gelen ilk isim ise kuşkusuz Andy Warhol. Oysa II. Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra, tüketimi çekici hale getirmek için ortaya çıkan reklamların ve renkli afişlerin getirisi olarak ortaya çıkan Pop Art Sanatı’nın tarihi çok daha eskilere dayanıyor. İskoç sanatçı ve illüstratör Eduardo Paolozzi’nin 1947 yılında çizdiği pin-up kız çalışması, aslında bu akımın ilk öncüsü olarak kabul ediliyor. Fakat Paolozzi asıl şöhretini 1952 yılında Londra’daki Çağdaş Sanatlar Enstitüsü’nde (ICA) sunumunu gerçekleştirdiği Bunk! isimli kolaj serisiyle yakalamayı başardı. Çok ses getiren kolaj serisi, Paolozzi’nin Amerikan tüketim alışkanlıklarına olduğu kadar, popüler kültüre ve teknolojiye olan merakını da gözler önüne seriyordu. 1950’li yılların bu alanda önemli çalışmalar üreten iki ismiyse, On the Balcony adlı kolajıyla Peter Blake ve Just What Is It that Makes Today s Home So Different and So Appealing? (Bugünün Evlerini Bu Denli Farklı ve Cazip Kılan Şey Nedir?) isimli kolajıyla, Pop Art estetiğini sanat dünyasına kazandıran Richard Hamilton oldu. Ünlü sanat eleştirmeni Lawrence Alloway’in ‘Pop Art’ kelimesini ilk kez bir makalede kullanmasıyla, terim sözlükte yerini aldı ve kitle iletişiminin görsel araçlarını tanımlayan bir kelime olarak bir anlamda literatüre girdi.

60’lar ve Andy Warhol Etkisi

Pop Art ilk temellerini İngiltere’de atmış olsa da, çok geçmeden tüketim toplumu denilince akla ilk gelen Amerika kıyılarına ulaştı. Ürettiği Pop Art eserleriyle adından söz ettiren Roy Lichtenstein, özellikle reklam ve çizgi roman öğelerini birlikte kullandığı çalışmalarıyla o zaman için dikkat çekici ve bir hayli etkili eserler bırakmayı, çocuksu ruhuyla dikkat çekmeyi başardı. Sahne sırası ‘Pop Art’ın kült ismi Andy Warhol’a geldiğinde, sıradışı kişiliğiyle, söylediği sözlerle ve sanatsal dehasıyla milyonlarca insanı etkileyecek bu isim, gerçekten de kısa sürede ‘farklı’ olduğunu kitlelere kanıtladı. Campbell çorba konserveleri ve yeşil Coca Cola şişeleri gibi kitle kültürüne ait objeleri bir araya getirerek, toplu halde resmettiği çalışmalarıyla Warhol, artık her şeyin hazır olarak ambalajlanıp sunulduğu bir dünyada yaşandığını anlatmak istiyordu.

‘’Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak ‘’

‘’Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak ‘’ deyişi günümüzde de şöhretini koruyan Andy Warhol, popülarite kavramına ironik bir şekilde değindiği bu sözlerle para, ün ve başarı ideallerinin her şeyin önüne çıktığı, aşırı tüketimin kucaklandığı yeni yaşam tarzını anlatıyordu. Pop Art’ın “süper star” ı olarak görülen Andy Warhol, çok geçmeden New York’ta meşhur ‘’Factory’’sini, yani atölyesini kuracak ve burası sanatın yeni odağı olacaktı. 1962 ve 1984 yılları arasında farklı lokasyonlarda faaliyetlerini sürdüren Fabrika, 1965 yılında Warhol’un asistanlarıyla birlikte üretimini gerçekleştirdiği bir üretim merkezi haline geldi ve kısa zamanda dönemin sanatçıları ve sanatla ilgilenen kişilerin buluşma yeri oldu. Warhol’un en bilinen işleri arasındaysa, günümüzde de dekor olarak birçok yerde karşımıza çıkabilecek Marilyn Monroe, Elvis Presley ve Elisabeth Taylor gibi ünlü yüzlerin temel renklerle boyanmış portrelerini saymak mümkün. 4 Ağustos 1962’de Marilyn Monroe’nun trajik ölüm haberinin duyulmasıyla Warhol, en ünlü eserlerinden biri haline gelecek serisine başladı. Seride resmettiği Marilyn Monroe portresi için Warhol, 1953’te aktrisin yer aldığı Niagara filmi çekimleri sırasında Gene Kornman tarafından çekilen fotoğraftan esinlendi. Şüphesiz ki bu seri, diğer tüm Marilyn’ler içinde en çok hatırlananı oldu. Serigrafi tekniğiyle, 20’den fazla kopya halinde bir araya getirilen Marilyn diptiğinde, Warhol görseli tekrarlayarak ünlü yıldızın basında sürekli yer alan varlığını anımsatıyor; canlı renklerle siyah ve beyazın oluşturduğu kontrast, Monroe’nun ölümlüğünü simgeliyordu. Warhol sadece seri üretim nesnelerine dikkat çektiği çalışmalarıyla değil; kısa ve uzun metrajlı yaklaşık 150 filmiyle de sanat dünyasını etkiledi. Andy Warhol’un Chelsea Girls (1966) adlı filmi sinema salonlarında gösterilen ilk “underground” filmdi. Empire filminde 8 saat boyunca sabit bir noktadan Empire State binasını görüntüleyen Andy Warhol’un, filmlerini anlamsız oldukları yönünde eleştirenlere ise cevabı hazırdı: “Tıpkı hayat gibi… 60’lara damgasını vuran diğer önemli Pop Art çalışmaları arasında Roy Lichtenstein’ın Whaam! adlı eseri ve Warhol’un 2013 yılında 105 milyon dolar gibi oldukça yüksek bir fiyata satılan Silver Car Crash (Double Disaster) (Gümüş Araba Kazası / Çifte Felaket) adlı çalışması geliyordu. Yine kapağında Peter Blake ve eşi Jann Haworth’ın imzası taşıyan Beatles’ın sekizinci albümü Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band’in kapağı da ünlü isimlerin ve tarihi kişiliklerin yer aldığı etkileyici ve rengarenk görüntüsüyle, İngiliz Pop Art’ının ikonik bir parçası olarak kabul edildi. 1968 yılında radikal feminist bir grubun üyesi olan Valerie Solonas tarafından vurulan Andy Warhol, hayatta kalmayı başarsa da sağlığı bir daha eskisi gibi olmadı. Warhol’a düzenlenen suikast girişimi bu nedenle sırf Warhol’un sanat kariyerinin değil; Pop Art’ın da şaşalı yıllarının sonunu getiren bir olay oldu. Yine de 20.yüzyılın en önemli sanat akımlarından Pop Art, günümüzde hala moda, sanat, medya ve reklam sektörlerine ilham vermeye devam ediyor. Üretim ve tüketim varolduğu sürece de hayatımızdaki yerini kolay kolay bıralmayacak gibi görünüyor.

Haberdar Ol

Kampanyalar ve duyurulardan haberdar olmak için lütfen kayıt olun.